Sabah Gazetesi-Neslihan Tunç 17/04/2010





Devlet Başkanının Maymunuyla Arkadaşlık Eden Afrikalı Sarman

Cihangir'deki kedi pansiyonu Pisipisievi'nin sıradışı konuklarından Ruby, epey uzaklardan, Afrika'dan gelmiş. Onu çok seven, çok özel bir aileye sahip olan Ruby'nin hikâyesinde örnek alınacak önemli şeyler var.

Cihangir'deki Pisipisievi, İstanbul'un en konforlu ve popüler kedi-köpek pansiyonlarından... Hatta mekânın popülerliği sadece İstanbul'la da sınırlı değil. Burada konaklayan pisiler arasında çok uzaklardan gelenler var. Ta Afrika'dan gelip birkaç hafta Pisipisievi'nde konaklayan Ruby gibi. Çok sevimli bir sarman olan Ruby'nin Afrika'da başlayan hayat hikâyesi, artık İstanbul'da devam ediyor.

Ruby'nin hikâyesi ilginç, kendisi çok özel bir kedi ama ailesi daha da özel insanlar. Çünkü çocuktan farksız gördükleri kedilerini bırakmayı hiçbir zaman düşünmemişler. Yaşlandı, hastalandı, apartmandakiler istemiyor diye kedilerini, köpeklerini sokağa atanların ders alması gereken bir hikâye onlarınki...

Pisipisievi'nin sahibi Meral Ücel, bir gün Afrika'dan bir e-posta alınca epey şaşırmış. Bu eposta Afrika'dan Türkiye'ye dönecek olan Hadimioğlu ailesinden geliyormuş. Bilim adamı Babür Hadimioğlu ve eşi Dünya Bankası'nda görevli olan Annelie Hadimioğlu görevleri gereği bulundukları Ruanda'dan döneceklermiş. Aile, kedileri Ruby'nin İstanbul'daki yerleşim süreçlerinden etkilenmemesi için bir süreliğine onu Pisipisievi'ne emanet etmek istiyormuş. Hemen randevulaşmışlar. "Gelecekleri günü heyecanla bekledik," diyen Meral Üçel, ilk buluşmalarını şöyle anlatıyor: "Randevu günü kapımız çalındığında ne kadar duygulandığımı ifade edemem. Kapının önünde Afrika'dan Türkiye'ye yerleşmeye gelen bir aile, taşıma kutusunda Ruby ve bir sürü bavul vardı. Havaalanından direkt bize gelmişlerdi. Ruby'nin kutusundan çıkıp dinlenmesi, kendine gelmesi, kendisini güvende ve iyi hissetmesini kendi yorgunluklarından, eşyalarından önemli kılan bu aileye hayran oldum. Bavulları bir odaya koyduk, Ruby'yi hemen kutusundan çıkarttık, mama su verdik, veterinerimize gidip kontrol ettirdikten sonra yerine yerleştirdik." Ailesi Ruby'e sarılıp kucaklayıp, çok zor ayrılarak bavullarını alarak dinlenmeye gitmişler. Daha sonra İstanbul'da oldukları her gün görmeye gelip, Ruby'yle beraber vakit geçirmeyi ihmal etmemişler. Meral Üçel, Babür ve Annelie Hadimioğlu'nun kedilerine duydukları sevgi ve sorumluluktan çok etkilendiğini söylüyor.

ASİSTANIM OLDU
Ruby'i; "uysal, samimi, karakter sahibi, kendisini mükemmel ifade edebilen ve gördüğüm en uyumlu kedi," diye anlatan Meral Üçel, ona çok bağlandığını söylüyor: "İlk iki gün jetlag hali devam etti, uzun bir yolculuktan sonra, iklimi tamamen farklı bir yerde buldu kendisini, kendine gelmesi için ona biraz zaman tanımak lazımdı. Kafeste sıkılmaması için kucağımda her yeri gezdirdim ona, tombik bedeni ile enseme tırmanıp öyle bir denge sağlıyordu ki, evde ensemde Ruby ile dolaşmaya başladım. Tam İstanbul'un bembeyaz olduğu günlerdi, pencereden dışarıyı merakla heyecanla seyrediyordu, sonra da kaloriferin yanında ona hazırladığım yastığa kıvrılıp uyuyordu. Hem kaçma hem de ortadaki ufak tefek eşyaları karıştırıp evrakları didikleme ihtimaline karşı misafir hatta ev sahibi kedilerimize bile yasak olan çalışma odama giren ilk kedi Ruby oldu. O artık asistanım Ruby'ydi. Sıkıldığı zaman kucağımda ben çalışırken gurulduyordu. Hayatımda gördüğüm en huzurlu kedilerden birisi olduğu kesindi.

" Meral Ücel'i böylesine etkilemeyi başaran Ruby, Hadimioğlu ailesinin ilk kedisi değil aslında. Ruanda'dan önce İsveç Stockholm'de yaşadıkları dönemde Charlie adında bir kedileri varmış. Charlie'yi Afrika'ya götürmek yerine İsveç'te büyükbabasına emanet etmişler. Ancak Ruanda'da onu çok özlemeye başlamışlar: "Kendimizi çok yalnız hissediyor, nadir de olsa büyük bahçemizin etrafını çeviren çitlerin üzerinde gezinen bir sokak kedisi gördüğümüzde, nasıl bir şekilde onların ilgisini çekip eve girmelerini sağlayabiliriz diye denemediğimiz yöntem kalmamıştı. Gene böyle bir akşam terasta otururken karanlıklardan ufak bir kedi belirdi. Bizden kaçmak ne dursun, ayaklarımıza sarılıp bağırmaya devam etti. Karnını doyurduktan sonra da evin içinde bir koltukta uyumaya başladı." Hadimioğlu çifti artık bir kedileri olduğu için çok mutluymuş. Sonraki günlerde anlamışlar ki, kedileri dişi ve de üstelik hamileymiş. Kedinin adını Minou koymuşlar. Dört-beş hafta bir sabah uyandıklarında yorganın altında bir ıslaklık olduğunu fark etmişler. Yatağın içinde doğum yapan Minou'yu yorgan altında perişan bir halde üç tane ufaklığı emzirirken bulmuşlar. Sonrasında anne kedinin bebeklerini nasıl büyüttüğünü izlemenin keyfini çıkarmışlar. Bir süre geçtikten sonra yavruların değişik karakterlerde olduğunu gözlemlemişler. Ruby daha çok evin içinde kalıyor, akşamları onlarla birlikte yatağın ucunda yatıyormuş. Diğer iki kardeş evin sınırları dışına çıkmaya başlamışlar. Biri komşularının evine yerleşmiş diğeri de kaybolmuş.

DEVLET BAŞKANININ MAYMUNUYLA DOST
Babür Hadimioğlu; "Ruby, kardeşlerinin ve annesinin aramızdan ayrılmasından sonra evimizi şenlendirmeye devam etti" diyor ve onu şöyle anlatıyor: "Çok uyumlu, uysal halli ve sevecen, özel bir kedi olduğu belliydi. Kigali'de böylece geçirdiğimiz iki sene içinde bir çok anımız var onunla ilgili. Bunlardan belki en güzel olanı evimizin yakınlarında oturan Ruanda devlet başkanının bahçesinde yaşayan maymunla olan dostluğuydu. Önce Ruby önde maymun arkada evin etrafında dolanırlardı, sonra da Ruby maymunu evin etrafında kovalardı." Sonunda Kigali'den ayrılıp İstanbul'a taşınmaya karar verdiklerinde, Ruby'i geride bırakamayacaklarını anlamışlar. Ona da bir pasaport hazırlamışlar. Veterinerden aldıkları sağlık raporuyla, özel bir kedi çantasına yerleştirip Nairobi yoluyla İstanbul'a getirmişler. Taşınma telaşından etkilenmemesi için de ilk iş olarak Ruby'i Pisipisievi'ne bırakmışlar. "Daha önce hiç kapalı, kafes gibi bir yerde yaşamadığından biraz endişeliydik. Fakat kısa sürede oradaki sıcak ortamını görünce endişelerimizin yersiz olduğunu anladık. Ruby Pisipisievi'nde kalırken içimiz çok rahattı."
















Her Hakkı Saklıdır © 2009 Pisipisievi  |  Kulanım Koşulları