Meral Ücel
Kuçularin Bizi İhraç Etme Operasyonu...

Artık cumhuriyetlerini ilan etmeye başladılar. Bize pek fazla alternatif bırakmadılar. Aynı anda yaş ortalaması 3.5 ay-1 yaş olan 6 kreş kuçusunun biraraya gelip o koltuktan bu koltuğa uçması, rattan koltuğu kemirme operasyonu, ahşap koltuğun kollarını inceltme girişiminden sonra yok dedik olmayacak burayı onlar için ferahlatmamız lazım. Artık mesele dinlenme saatlerimizde 3-5 kuçu kucağımızda televizyon seyretmeyi aşmaya başladı.

Dinlenme ve misafir kabul salonumuzu boşalttık, oraya bütün toplarını, oyuncaklarını doldurduk , buyrun artık burası sizin dedik. Kapı çaldığında “kim geldi kim geldi” diye misafirlerimizin üzerine atlamalarına da çare olsun diye zaman zaman onları sadece onların odasına alarak alıştırmaya gayret ettik. I ıh olmadı, onlar kuçukuçu odası değil bütün evi istiyorlar :). Dedim ya Cumhuriyetlerini ilan etmeye karar vermişler bir kere.

Ayaklarının altında fazla dolaşmamak için girişteki ofis bölümünü atölye odasına taşıdık, girişi de boşalttık. Koltuklardan birisini tamamen ortadan kaldırdık, diğerini rahat edip üzerine serilsinler diye girişe koyduk. Bize de girişteki ahşap bank kaldı. En son girişte misafir gibi üzerinde biraz iğreti oturabildiğimiz bu bankı ortadan kaldırmaya karar vermişler. Köşelerden kemirmeye başladılar (^_^). Sanırım bunu da burada istemiyorlar artık, hatta mümkünse bizi de istemiyorlar, arkadaşlarıyla tavandan yere uçarak oynamak istiyorlar daha da özgürce.

Sözün özü; bu durum misafir kuçuların Pisipisievi’ne hakim olduklarının resmidir. Yok bir şikayetimiz, tek derdimiz onlara daha eğlenceli, daha konforlu bir ortamı nasıl sağlayabileceğimiz. Her gün yeni zihni sinir fikirler yaratıyoruz. Onlara illa ki daha çılgın eğlence ortamları da pek yakında yaratacağız.

Bir sabah bir baktık Pisipisievi’ne kar yağmış, heryer bembeyaz. Elebaşları Ortak çalışma odasının kapısını açarak ekibi içeri almış. Sandalyedeki bel yastığımı oyuncak yapmışlar, inceleyince anlaşılıyor ki her biri bir ucundan çekerek patlatmışlar, beyaz elyaf parçaları uçuşmaya başlayınca da çok eğlenmişler tabii :). Bu bana 11 yıl önce Ortağın daha 1 yaşındayken kardeş kedisi Lokum’la yaptıkları yastık patlatma operasyonunu hatırlattı.

Birgün işten eve gelip sokak kapısını açtığımda bembeyaz bir bulutun içinde buldum kendimi. Koltukların üzerindeki yastıklar itinayla fermuarlarından çekilerek patlatılmış ve içleri deşilerek evin neredeyse tavana kadar çeşitli yerlerine dağıtılmıştı. Ortak ve Lokum o kadar eğleniyorlardı ki kapıyı açında ikisinini de “geldin mi hadi bize katıl” diye yüzüme neşeyle bakarken buldum. Her normal kadın gibi oyunlarına katıldım :). Olan olmuştu, patlayan yastık olsun keyfini çıkartalım diye onlarla eğlenceye devam ettim. Daha sonra temizlemesi epey eziyetli olduysa da bu anıya değerdi. En azından melek Lokum kızımın en neşeli halini gözümün önüne getiren bu anı için bütün yastıkları yine feda ederim.

Tarih tekerrürden ibaret dedikleri bu olsa gerek, yıllar sonra Pisipisievi’ni açıp misafir kuçular aynı şeyi yapınca düşündüm ki birgün bunu yine gülümseyerek anacağım, bu yüzden keyfini çıkartmalıyım. Aldım fotoğraf makinesini Pisipisievi’ne kar yağdı albümünü yapmak için fotoğraflarını çektim. Patlak yastık kalıntıları akşama kadar kaldı ortalıkta, oynadılar, koşturdular, çok eğlendiler.


Elebaşları evsahibi Ortak


Joy keyiften delirdi adeta :)


Pembe yastığım vardı ya, artık yok :))


Waki'yle Joy'un yastık operasyonu






Kemik uçuşta.


Her Hakkı Saklıdır © 2009 Pisipisievi  |  Kulanım Koşulları